Dua'sıdır,

“Saglıgımızda bizi vefatımızdan sonra kabrimizi ziyaret edenler ve türbemizin önünden geçtiginde fatiha okuyanlar bizimdir. Bizi sevenler denizde bogulmasın ahir ömürlerinde fakirlik çekmesin, imanlarını kurtarmadıkça göçmesin.”.

Aziz Mahmud-ı Hüdâî (Üsküdârî)

Aziz Mahmut Hüdayi Cami ve mezarlık


TARİHİ:
Cami,Doğancılar’da Ahmed Çelebi mahallesinde, bugün Hüdai Mahmud, Aziz Mahmud ve Aziz Efendi Mektebi sokaklarının kesiştiği bir arsa üzerinde 997-1003 ( 1589-1595) yılları arasında kurulan, Aziz Mahmud Hüdayi’nin tekke ve türbesi etrafında teşekkkül eden bir külliye içerisindedir.
Külliyenin çekirdeğini oluşturan tekkenin banisi Aziz Mahmud Hüdayi (v.1038/1628) tekkenin arsasını 1589’da satın almış ve aynı yıl inşaatı başlatmıştır. Muhtemelen mensupları ve muhiblerinin de katkıları ile 1003’te (1595) tamamlanan ilk tekke aynı zamanda tevhidhane olarak kullanılmıştır.

Burası 1007’de ( 1598-1599) bizzat banisi tarafından minber ilavesiyle camiye çevrilmiştir. Külliye bu tevhidhane ile bunun etrafında yer alan derviş hücreleri, aşhane- imaret niteliğinde büyük bir mutfak, yemekhane, biri kendisine dördü de kızlarına tahsis edilmiş toplam beş meşrutahane ve cümle kapısı ile yanındaki iki çeşmeden meydana gelmekteydi. Bu yapılara, baninin hayatının sonlarına doğru inşa edilen türbesini de ilave etmek gerekir.


1850’de Üsküdar Çarşısı’nda çıkan ve külliyenin bulunduğu yamaca doğru yayılan yangından sonra 1272 (1875)’de Sultan Abdülmecid, türbe de dahil olmak üzere külliyeyi yeni baştan inşa etmiştir. Nitekim Şair Süleyman Senih Efendi (v.1900)’in hazırladığı ta’lik hatla yazılmış, aşağı yola açılan avlu kapısının üstünde beş satır halinde yer alan tarih manzumesinde şöyle demektedir:

“Hazret-i Abdülmecid han-ı ila yevmi’l-hisab
Ömr-ü şevketle Hüda tahtında kılsun kâmyab
Pir Mahmud Hüdaînin uluvv-i himmeti
Asitanın iyledi ma’mure ve zerrin kubab
Sa’y ile kesb-i safa kıl kim bu dergah-ı bülendde
Kabe-i uşşakdır olmuş metaf şeyh-u şab
Baş keser bu baba mührünü ferş eyleyüb
Kadd-i hamîde olmuş anın içün sipihr-i tınab
Bendesin envar-ı hû ile kılıb ruşen çerağ
Ol aziz Celveti eyler derunun lemâ-i tâb
Cuybar-ı feyz u himmet kim der ihsanın
Çeşme-i sâr canibinden revan ab u tâb
Levh-i bâbayazdı bir matla-ı Senih kemterin
Kıldı her mısra’da bir tarih terkim ve hisab
Oldu dergah-ı Hüdayi bendeye hayrü’l-meâb
Sıdk ile gel asitân Kutb-ı alemdir bu bâb -  1272    

MİMARİ YAPISI :
Bu avlu kapısının solunda klasik üslupla silmeler ve sivri kemerlerle donatılmış, yanyana iki çeşme ve bu çeşmelerin üstünde, imam ve müezzin meşrutaları yer alır. 1910 yılında yıldırım düşmesi sonucu yıkılan minaresi yeniden inşa edilmiş, ayrıca Mısır Hidivi İsmail Paşa’nın kızlarından Prenses Fatma Hanım tarafından 1912 yılında türbenin şimdiki camekanlı giriş bölümü yaptırılmıştır.



Bu haliyle tekkelerin kapatıldığı 1925 yılına kadar gelen külliyenin camii-tevhidhanesi bu tarihten sonra sadece cami olarak hizmete devam etmiş, meşrutahaneler vakıfların kiracılarına mesken olmuştur. Mutfak, hazire, çeşmeler, türbe ve cümle kapısı gibi unsurlar günümüze aynen gelemedikleri gibi derviş hücreleri ve selamlık gibi kullanımlarını kaybeden bazı bölümler de tarihe karışmıştır. Başta cami olmak üzere ayakta kalan binaları 1975’te Vakıflar Genel Müdürlüğü tamir ettirmiştir. Son yıllarda kurulan Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı tarafından külliyenin bakımı hususunda büyük gayret sarfedilmekte, ayrıca talebelere ve muhtaçlara dağıtılmak üzere her gün aşhanesinde yemek pişirilmektedir.


Cami girişindeki cümle kapısından batıya doğru devam eden Hüdai avlusu sokağı üzerinde solda


Hüdai Türbesi ile daha sonra buna birleştirilmiş olan ve tekke şeyhleriyle aile fertlerinin gömülü oldukları türbe, Hüdayi Türbesi’nin arkasında bu yapıya bitişik cami, bunun batısında dar bir aralıktan sonra içinde Kaya Sultan (v. 1659) ve kızı Fatma Hanım Sultan’a ( v.1727) ait açık türbeyi barındıran hazire parçası sıralanmaktadır. Bu hazirenin batısında, duvarla çevrili bir bahçenin içinde harem dairesiyle müstakil mutfağı bulunmaktadır. Hüdai avlusu sokağının kuzey yakasında ise en altta küçük meşrutadan sonra sırayla yerden yüksek hazire parçası, mutfak ile buna bitişik hünkar mahfli girişi, abdest muslukları, kütüphane ve yine bir bölüm hazire yer almaktadır ki hazirede çoğu hat ve oymacılık sanatları açısından dikkat çekici mezar taşları bulunmaktadır.Cami
dikdörtgen planlı, kagir duvarlı, ahşap çatılı bir bodrum, biri de mahfillerin teşkil ettiği kısmi üst kat olmak üzere toplam üç katlı fevkani bir binadır. Son cemaat yerinin doğu ucundan geçilen minare, dışarı taşkın bir kaide üzerinde yükselen daire kesitli bir gövdeye, basit bir şerefe ve kurşun kaplı koni biçiminde ahşap bir külaha sahiptir. Caminin kafeslerle donatılmış olan üst kat mahfillerinin kuzey kanadı hünkar ile maiyetine ve hanedan mensuplarına, batı kanadı ise hanımlara ayrılmıştır.

Caminin zemin katında namaza ve ayinlere tahsis edilmiş olan dikdörtgen alan  kıble yönünde yer almakta ve bunu batıda ve kuzeyde erkeklere mahsus, zeminleri bir seki ile yükseltilmiş mahfiller kuşatmaktadır. Bu mahfillerin sınırında ahşap
korkuluklar arasında üst kat mahfillerini taşıyan ahşap sütunlar sıralanmaktadır. Batıdaki zemin kat mahfilleri ortada iki sütun arasındaki açıklık boyunca kesintiye uğratılarak buraya yalnızca Hüdayi Tekkesi’ne mahsus ilginç bir mimari unsur olan Şeyh Kafesi yerleştirilmiştir. Bu değişik tertip, Aziz Mahmud Hüdayi ile Hızır arasında cereyan ettiğine inanılan bir menkıbeden dolayı, sırf burada icra edilen ayinlerde uyulan farklı bir erkandan kaynaklanmaktadır. Ahşap minberi ile şeyh kafesinin önünde yer alan vaaz kürsüsü de ahşaptan yapılmış olup, kabartmalarla süslüdür.


Bibliyografya:
  1. M.Raif, age., s.63-67.
  2. Ayvansarayi,age., II/195-204.
  3. Koçu, age.III/1718-1722.
  4. M. Baha Tanman, “ Aziz Mahmud Hüdayi Külliyesi”DBİA, I/507-510.
  5. M. Baha Tanman, “ Aziz Mahmud Hüdayi Külliyesi”DİA, IV/340-343.
  6. Konyalı,age.,I/104-107.
  7. Tahsin Öz, age., II/31.
  8. H. Kamil Yılmaz, Aziz Mahmud Hüdayi ve Celvetiyye Tarikatı, İstanbul 1982, s. 216-258.


Aziz Mahmud Hüdâyî Efendi Camii Türbelerinde gömülü olanlar:

12 no: Şeyh Mesud Efendi (öl. 1067/1656-57).
13 no: Şeyh Mustafa Efendi (öl. 1038/1628- 29).
14 no: Efendi Hazretleri.
15 no: Efendi Hazretleri.
16 no: Sadrazam Halil Paşa (öl. 1039/1629).
17 no: Sadrazam Halil Paşa'nın hanımı.
18 no: Hazretleri Hüdâyî'nin ilk zevcesi.
19-20-21-22 no: Hanımefendi Hazretleri.
23-24 no: ............ (Bilinmiyor)
25 no: Şeyh Mustafa Efendi (öl. 1188/1774-75).
26-27 no: ............ (Bilinmiyor)
28-29 no: Hanımefendi Hazretleri.
30 no: Hüdâyî Hazretlerinin kızı Ümmügülsüm Hanım (öl. 1051/1641-42). 



31 no: Hanımefendi Hazretleri.
32 no: Şeyh Şahabeddin Efendi (öl.1234/ 1818-19).
33 no: Şeyh Abdülhay Efendi (öl. 1056/1646).
34-35-36 no: Hanımefendi Hazretleri.
37 no: Şeyh Abdurrahman Nesib Efendi (öl. 1258/1842).
38 no: Şeyh Ruşen TevŞkî Efendi (öl. 1309/1891-92).
39 no: Hüdâyî Hazretlerinin kızı Ümmügülsüm Hanım (öl. 1021/1612).
40 no: Mihrimah Sultan'ın kızı, Kanunî'nin torunu Ayşe Sultan.
41 no: Hanımefendi Hazretleri.
42 no: Ayşe Sultan'ın torunu Mehmet Paşa (öl. 1056/1646).
43 no: Reisü'l-hulefa Şeyh Ahmet Efendi (öl. 1049/1639-40).
 


44 no: Şeyh Mahmut Gafurî Efendi (öl. 1078/1667-68).
45 no: Şeyh Saburî Dede Çelebi Mehmed Efendi (öl. 1130/1718).
46 no: Müneccimbaşı Şeyh Sadullah Efendi (öl. 1265/1848-49).
47 no: Efendi Hazretleri.
48 no: Efendi Hazretleri.
49 no: Hanımefendi Hazretleri.
50 no: Şeyh Mehmet Efendi (öl. 1053/643-44).
51 no: Şeyh Mehmet Gülşen Efendi (öl. 1339/1920-21).


Ziyaret Eden Kişi Sayısı

Translate

Bu Blogda Ara