Padişahların Ardınca Yürümesi - Şiir

“Sultanlar ardınca yürüsün!” 


Bir gün Sultan Ahmet Han, gitmişti Üsküdar’a,
Gördü bu evliyayı, gezinirken bir ara.

Kendisi at üstünde, o ise yaya idi,
Görünce, edebinden sür’atle yere indi. 

Yaklaşıp arz etti ki: (Ey kıymetli üstadım,
Lütfedip binerseniz, emrinizdedir atım.) 

Baktı, cihan sultanı böyle arz ediyordu,
Durdu ve bir hususu hatırlar gibi oldu. 

Bindirdi hocasını, sultan kendi atına,
Kendi yaya olarak, düştü Onun ardına. 

Sonra o mübarek zat, bir yere gelip durdu,
Padişaha dönerek, ona şöyle buyurdu. 

(Sultanım, bu teklifi yapınca az önce siz,
Bir şeyi hatırlayıp, kabul ettik bunu biz. 

Üstadım bir gün bana, sevgi ile bakarak,
Mübarek kollarını ileri uzatarak, 

Bana, cân-ü gönülden bir dua eylemişti,
“Sultanlar rikâbında yürüsünler” demişti. 

Sırf hocamın bu sözü yerine gelsin diye,
Rıza göstermiş idim, atınıza binmeğe.) 

Sonra inip, sultanı bindirdi ata tekrar,
Kendi yaya olarak, yürüdü eve kadar. 

Osmanlı padişahı birinci sultan Ahmet,
Bir cami yaptırmağa, eyledi bir gün niyet. 

Caminin temeline, o zaman ilk kazmayı,
Sultanın arzusuyla, vurdu “Mahmud Hüdâyi”. 

Ve bir Cuma gününde, tamamlandı nihayet,
Sultan “Açılış” için herkesi etti davet. 

Okutmak gayesiyle o “Cuma hutbesi”ni,
Çağırdı birisiyle, Hakkın bu velisini. 

Lâkin O otururdu Üsküdar mevkiinde,
Karşıya geçmek için, kıyıya geldiğinde, 

Gördü ki fırtınadan, denizde çok dalga var,
Cesaret edemedi, gitmeğe kayıkçılar. 

Kendisi bir kayığa binerek bu büyük zat,
“Sarayburnu”na kadar, geldi sakin ve rahat.


Dalgalar adam boyu, ard arda geliyordu,
Ve lâkin o kayığa, bir zarar vermiyordu. 

Onun bindiği kayık, Allahın izni ile,
Dalgalardan bir zarar görmedi zerre bile. 

Kayığın etrafını çevreleyen bir alan,
Hikmet-i ilahiyle oluyordu süt liman. 

“Gelin” gibi süzülüp, vardı Sarayburnu’na,
O gün bunu duyanlar, çok hayret etti buna. 

Üsküdar-Sarayburnu arasına bu yüzden,
“Hüdayi yolu” diye, ad verildi o günden. 

PAYLAŞ:

Yorum Gönder

Designed by OddThemes | Site Sponsor erolkara.net