Padişahın Rüyası İle Gelen Altın - Şiir


Padişahın rüyası!..

Osmanlı padişahı bulunan Sultan Ahmet,
Şöyle bir rüya görüp, meraklandı be gayet. 

“Bir küffar kralıyla tutuşmuş güreşiyor,
Lâkin sırtı üzeri, kendi yere düşüyor.” 

Sabah uyandığında, düştü bir sıkıntıya,
Zira zahir mânâda “Korkunç” idi bu rüya. 

Hemen mektup gönderdi, “Hazreti Hüdayi”ye,
“Gördüğüm bu rüyanın tabiri nedir?” diye. 

Haberci bu mektubu cebine koydu hemen,
Geldi bu evliyanın evine gecikmeden. 

Üsküdar yakasında bulunan o dergâha,
Varıp da kapısını çalmadan henüz daha, 

Hanegâhın kapısı açıldı tam o saat,
Elinde “Bir zarf” ile, çıktı o mübarek zat. 

Sultanın mektubunu alarak o kişiden,
“Cevabi mektubunu” verdi ona peşinden. 

Buyurdu; (Bu mektubu, arz et kendisine ki,
Gönderdiği mektuba, cevaptır içindeki.) 

Bir şaşkınlık içinde, o mektubu alarak,
Avdet etti saraya, gayet meraklanarak. 

Sür’atle gelir gelmez, sultanın huzuruna,
Aldığı o mektubu, çıkarıp verdi ona. 

Padişah heyecanla, okudu o nameyi,
Şöyle tabir etmişti, rüyayı büyük veli: 

(İnsanın vücudunda, elbette cenabı Hak,
“Sırtı”nı yaratmıştır, en kuvvetli olarak. 

Cansız mahluklarda da, yine bu vaziyette,
“Toprak” yaratılmıştır, en ziyade kuvvette. 

Şevketli padişahın gördükleri bu rüya,
İle, bu iki kuvvet gelmiştir bir araya. 

Bu da rüya ilminde “Kuvvet”e işarettir,
Yani padişahımız, “Galip gelir” demektir.) 

Padişah bu tabiri, okuyup pek beğendi,
(Gördüğümüz rüyanın tabiri budur) dedi.

Hemen emir verdi ki, (Hazreti Hüdayi’ye,
Tarafımdan “Bin altın” götürülsün hediye.)


Hazreti Hüdayi’nin zevcesi de tam o an,
Evde yakınıyordu, ona “El darlığı”ndan. 

Diyordu; (Ay efendi, çocuğumuz olacak,
Bir bez parçası bile, yok yavruyu saracak.) 

O bunları söylerken, çalındı kapıları,
Saraydan biri gelip, arz etti altınları. 

Aziz Mahmud Hüdayi, “Bin altın”ı alarak,
Getirip hanımının önüne bırakarak, 

Buyurdu ki; (Ey hanım, işte sana dünyalık,
Sultanımız göndermiş, üzülme gayri artık.)
PAYLAŞ:

Yorum Gönder

Designed by OddThemes | Site Sponsor erolkara.net