Üzüm İstenir de

BU KIŞ GÜNÜ ÜZÜM OLUR MU?

Azîz Mahmûd Hüdâyî'nin yükselmesi bâzı talebelerin kıskançlığına yol açtı. Durumu sezen Üftâde hazretleri, Azîz Mahmûd Hüdâyî'nin büyüklüğünü göstermek istedi. O sırada mevsim kış idi. Dışarıda kar yağıyor ve fırtına esiyordu. Hazret-i Üftâde talebeleri ile yemek yiyorlardı. Sofraya pilav konulunca Üftâde hazretleri; "Şimdi bağdan taze kopmuş üzüm olsa bu yemekle ne güzel giderdi." dedi. Bu söz üzerine talebeler içlerinden;

"Bu kış günü, bu karda tâze üzüm olur mu?" diye düşünürlerken, Azîz Mahmûd Hüdâyî de kendi kendine; "Mâdem ki bu sözü hocam söyledi, mutlaka bunda bir hikmet vardır." diyerek ayağa kalktı ve; "Efendim! Müsâade ederseniz bendeniz getireyim." deyiverdi. Müsâade edilince, sepeti aldığı gibi Bursa'nın Çekirge mevkıindeki bağa gitti.Bağ karlar altında idi. Bir asma çubuğunun üzerinden karları temizlediğinde, salkım salkım üzümlerin sarktığını gördü. Bunun, hocası Üftâde'nin bir kerâmeti olduğunu anlayıp, üzümleri sepete koymağa başladı. Asmadaki üzümler bittiğinde, sepet de ağzına kadar dolmuş idi. Sepeti omuzuna alarak yola koyuldu. Yolda, hızlı hızlı yürürken, birden ayağı kaydı ve bir çukura düştü. Çukur derin olduğundan, çıkmak için çok uğraştı fakat başaramadı. Çâresiz kalınca hocası Üftâde'den yardım istemek hatırına geldi ve içinden; "İmdât! Yâ mübârek hocam!" der demez, çukurun başından bir ses geldi. "Ey Mahmûd! Uzat elini de yukarı çekeyim." diyordu. Başını kaldırdığında birisinin kendisine gülümsediğini gördü. Elini uzattı. Yukarı çıktığında, bir anda o kimseyi göremez oldu. Yine sepeti omuzuna alarak süratle dergâha doğru gitti. Hocasının huzûruna vardığında sohbet devâm ediyordu. Omuzunda üzüm dolu sepeti gören arkadaşları şaşırıp kaldılar. Üftâde, yardım edenin Hızır aleyhisselâm olduğunu söyledi. Talebeler, hocaları Üftâde'nin, Allahü teâlânın katında yüksek bir velî olduğunu ve Azîz Mahmûd Hüdâyî'nin hocalarına olan teslîmiyetini bir kere daha anladılar.

Canımız üzüm ister

Bir kış günü akşamı, “Üftâde hazretleri”,
Yanına çağırmıştı, cümle talebeleri. 

O, sohbet ediyor ve onlar da dinliyordu,
Bir ara sohbetini kesip şöyle buyurdu: 

(Dostlarım, taze üzüm canımız etti talep,
Aransa bulunur mu, bu gece vakti acep?) 

Talebenin kalbinden geçti ki o arada;
“Bulunmaz taze üzüm, bu kış günü ve karda.” 

Ve lâkin “Aziz Mahmud” düşündü ki şöylece;
“Madem hocam istedi, bulmalıyız bu gece.” 

Ve ayağa kalkarak, arz etti ki; (Efendim,
Müsâde ederseniz, ben bulup getireyim.) 

Üftâde hazretleri, “Peki, getir” deyince,
O, bir sepet alarak, yola düştü hemence. 

Çekirge mevkiinde, bir bağı var idi ki,
Sür’atle yürüyerek, bağa oldu mülâki. 

Mevsim kış olduğundan, yağmıştı her yere kar,
Baktı, karlar altında kalmış bütün asmalar. 

Bir asma çubuğunu temizledi karlardan,
Salkım salkım üzümler, göründü hemen alttan. 

“Bu, hocam Üftâde’nin açık bir kerameti”
Deyip, o üzümlerle doldurdu o sepeti. 

Sepeti omuzlayıp, şükreyledi Allah’a,
Ve hızlı adımlarla yürüdü o dergâha. 

Kuş gibi uçuyordu omuzunda o sepet,
Sanki dünya dolusu bulmuş idi bir servet 

Kar, soğuk ve karanlık, gözü görmüyordu hiç,
Tutmuş dergâh yolunu, gidiyordu pür sevinç. 

Az sonra, üzümleri ona arzedecekti,
Üstâdının gönlünü pek sevindirecekti. 

Bir “Allah adamı”nı sevindirmek ne demek?
Dünyaları versen de, çok zordur elde etmek. 

O, bunları düşünüp, gidiyorken, bir ara,
Birden ayağa kaydı ve düştü bir çukura. 

Lâkin çukur derindi, çıkmak istedi, ancak,
Çok uğraştı ise de, olamadı muvaffak. 

Çaresizlik içinde çıkmak için o yerden,
Kalben yardım istedi, “Hazreti Üftâde”den. 

O an çukur başında, gördü bir ihtiyarı,
Elini uzatarak, çekti onu yukarı. 

Çıkınca, o kimseyi göremedi bir daha,
Sepeti omuzlayıp, vasıl oldu dergâha. 

İçeri girdiğinde, sürüyordu o sohbet,
Talebeler ettiler, ona gıbta ve hayret. 

Üftâde hazretleri buyurdu ki, (Evlâdım,
O çukurdan çıkmana, sana kim etti yardım?) 

“Bilmiyorum” deyince, buyurdu ki; (O yerden,
El uzatıp çıkmana, Hızır’dı yardım eden.)
PAYLAŞ:

Yorum Gönder

Designed by OddThemes | Site Sponsor erolkara.net